Haberler

Stilisiertes Warndreieck auf Dialograhmen

Yükümlüler için COVID-19 ile ilgili önemli açıklama

COVID-19 pandemisi ve bundan dolayı kararlaştırılan kısıtlamalar nedeniyle ekonomik varlığı tehlikeye düşenler, geçen aylarda gerek Alman federal makamları gerekse de Berlin eyaleti makamlarından yüklü miktarda ödenek ve kredi aldılar. Mağdurlara etkili bir şekilde yardımcı olunması amacıyla ödenek ve kredi ödemeleri mümkün olduğunca çabuk yapıldı. Ne yazık ki, bürokratik prosedürlerden vazgeçilerek yapılan bu yardımların bazı başvuru sahipleri tarafından kötüye kullanıldığı ve sırf ödeneklere kavuşmak ve paraları en kısa zamanda başka banka hesaplara yatırmak ve/veya ekonomik dolaşıma sokmak amacıyla adi ortaklıklar (GbR) veya sorumluluğu sınırlı işletmeci şirketlerinin (UG) kurulduğu anlaşıldı.

Dolayısıyla, müşterileriniz hakkında gerekli incelemeleri yaparken, özellikle paralarının asıl kaynağı bilinmiyor ve bu varlıklar kara para aklama ya da terörizmin finansmanı ile bağlantılı olabilecek ise büyük dikkatle davranmanızı tavsiye ederiz.

Almanya Mali İstihbarat Biriminin (FIU) kendi web sitesinde COVID-19 ile ilgili bazı dolandırıcılık ve kara para aklama faaliyetleri örneklerle açıklanmıştır.

Ayrıca, Mali Eylem Görev Gücünün (FATF) diğer yazarlarla birlikte İngilizce dilinde hazırladığı tipoloji raporunda da konu hakkında bilgi bulabilirsiniz.

Titelseite FIU

Jahresbericht der Financal Intelligence Unit für 2019

Kara Para Aklama İle Mücadele Kanununda öngörülen şüphe ihbarlarının gönderileceği Almanya Mali İstihbarat Birimi (FIU) 18.08.2020 tarihinde 2019 yılına ait yıllık raporunu yayımladı. Raporun içerdiği konular arasında örneğin, Mali İstihbarat Biriminin risk temelli yaklaşımının geliştirilmesi, yükümlü grupların yıllık ihbar sayısı ve kara para aklama, terörizmin finansmanı ve kitle imha silahlarının yayılmasının finansmanı (proliferasyon) sorunlarını açıklayan örnek olayların yanı sıra güncel tipolojiler ve trendler de yer almaktadır.

stilisierte Lupe und Ausweisdokument auf Dialograhmen

Berlin’in bir özelliği: Siyasi nüfuz sahibi kişiler (PeP)

Berlin’de toplam 150 Büyükelçiliğinin bulunuyor olması federal başkenti benzersiz kılan bir özelliktir.1 Büyükelçiler, uluslararası üst düzey bir kamu görevi ifa etmeleri nedeniyle “siyasi nüfuz sahibi kişi” (PeP) olarak kabul edilmektedir (Kara Para Aklama İle Mücadele Kanununun 1. maddesi 12. fıkrasının 7. bendi). Böylece, tanıştığınız bir müşterinin siyasi nüfuz sahibi bir kişi olma veya böyle bir kişinin aile bireyi ya da medyadan tanınan diğer bir yakını olma olasılığı Berlin’de başka şehirlere göre daha yüksektir. Avrupa siyaseti ile ilgili bir araştırmada, siyasi nüfuz sahibi kişilerin yolsuzluk girişimlerine hedef olma tehlikesinin olağan kişilerden daha yüksek olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle, yolsuzluk riskiyle mücadele çabaları kapsamında, Kara Para Aklama İle Mücadele Kanununda belirlenen yükümlüler tarafından siyasi nüfuz sahibi kişilerle (PeP) ilgili olarak yerine getirilecek özen yükümlülükleri normalden daha geniştir.

Gerçek kişilerle iş yapılmadan önce daima bu kişinin siyasi nüfuz sahibi kişi olup olmadığı araştırılmalı, kişinin siyasi nüfuz sahibi olup olmama statüsü de ticari ilişki başlamadan ve arzu edilen işlem yapılmadan önce tespit edilmelidir.

Bir müşterinin siyasi nüfuz sahibi (PeP) olup olmama statüsünü ne şekilde tespit edebilirim?

Bir kimsenin siyasi nüfuz sahibi kişi olup olmadığını tespit etmek için çeşitli yöntemler bulunmaktadır:
  1. Yolsuzluk riskinin görünüşe göre düşük olduğu durumlarda, müşteriye direkt soru sorarak siyasi bir görevde çalışmadığı ve yakınları arasında da herhangi bir siyasi nüfuz sahibi kişi bulunmadığına dair tahminlerinizi doğrulayabilirsiniz. Bu sorgulamanın sonucu ise yazılı olarak müşteri dosyasına işlenmelidir.
  2. Diğer bir yöntem ise bir Siyasi Nüfuz Sahibi Kişiler Veritabanı (PeP-Datenbank) kullanmaktır. Bu yöntem riskin orta derecede ya da yüksek olduğu kişilerde uygulanır.

Bir müşterinin size siyasi nüfuz sahibi kişi (PeP) olmadığını bildirmesi, ancak sizin onu siyasi nüfuz sahibi kişi (PeP) olarak tanıyor olmanız veya başka bir siyasi nüfuz sahibi kişinin yakını olduğu şüphesinin oluşması durumunda, yükümlü olarak her hâlükârda gerekli tedbirleri almanız gerekir. Müşterinin gerçekten siyasi nüfuz sahibi bir kişi (PeP) olduğu veya böyle bir kişinin aile bireyi ya da medyadan tanınan diğer bir yakını olduğu anlaşıldığında, Kara Para Aklama İle Mücadele Kanununda belirlenen genel özen yükümlülüklerine ek olarak genişletilmiş özen yükümlülüklerine uyma zorunluluğu doğar (Kara Para Aklama İle Mücadele Kanununun 15. maddesi 3. fıkrasının 1. bendi).

Bunun pratikte anlamı nedir?

Genişletilmiş özen yükümlülüklerinin yerine getirilmesi gereken asgari kapsamı şudur:
  • Ticari ilişkinin kurulması veya devamı için, yönetim kadrosu üyelerinden birinin onayı gerekir (yönetim kadrosu varsa).
  • Ticari ilişki ya da işlem kapsamında kullanılmak istenen varlıkların asıl kaynağını ortaya çıkarmak için elverişli tedbirler alınmalıdır.
  • Ticari ilişkinin bundan sonraki akışının sürekli sıkı kontrollere tabi tutulması, mevcut kaynakların yolsuzluk veya yasadışı eylemlerle elde edilmediğinden emin olmak için önemlidir.

Bu tedbirler çerçevesinde örneğin periyodik ve sürekli olarak kontrolden geçen, kişinin bulunduğu ülkeden alınmış resmî belgeler, diplomatik pasaportlar veya akreditasyon kartları kullanılabilir. Katma değer vergisi (VAT) beyannameleri, gelir vergisi beyannameleri, maaş bordroları ve bağımsız medya haberleri gibi belgeler incelenerek kaynakların nereden elde edildiği hakkında bilgi edinilebilir. Ayrıca, yapılacak genel bilgi sorgulamasının yanı sıra müşterinin itibarı, önceki ve şimdiki ticari faaliyetleri veya aile bireyleri ve iş ortakları/müşterileri hakkında da bilgi toplanmalıdır.

Daha fazla bilgi için özen yükümlülükleri.

1 Bonn şehrinde bulunan Büyükelçilik şubeleri ve Falkensee’deki Madagaskar Büyükelçiliği anılan rakama dâhil değildir.

Stilisiertes Warndreieck auf Dialograhmen

Dolandırıcılar şeffaflık sicili ile ilgili sahte ödeme ihtarları gönderiyor

Dikkat: Bugün öğleden beri başka eyalet makamlarından alınan bilgilere göre, şeffaflık siciline kayıt ve bildirimlerde bulunma yükümlülüğü bazı dolandırıcılar tarafından haksız ödeme ihtarları göndermek için kötüye kullanılıyormuş.

Önemli: şeffaflık sicili yöneten tek makam Almanya İkinci Resmî Gazetesi Yayımcılık Şirketidir (Bundesanzeiger Verlag GmbH).

Haksız bir ödeme ihtarına hedef olup olmadığınızı anlamak için faydalı bilgiler:

  1. Şeffaflık sicilinin güvenlik standartlarına uygun resmî web sitesinin adresi şudur: https://www.transparenzregister.de/ Sicili yöneten makamın bundan başka hiçbir web sitesi yoktur.
  2. Sicili yöneten makamın nev’i dernek (e.V.) ve benzeri olmayıp şeffaflık sicilini yöneten tek merci Almanya İkinci Resmî Gazetesi Yayımcılık Şirketidir (Bundesanzeiger Verlag GmbH).
    Yetkili denetim otoritesi ise Federal İdare Dairesidir. Daha fazla bilgi için şeffaflık sicili hakkındaki sayfamıza bakınız.
Strategie der Bundesregierung gegen Geldwäsche und Terrorismusfinanzierung

Federal Maliye Bakanlığı kara para aklama ve terörizmin finansmanına karşı stratejisini açıkladı

Federal Maliye Bakanlığında bugün düzenlenen basın toplantısı eşliğinde Federal Hükümetin kara para aklama ve terörizmin finansmanına karşı stratejisi açıklandı.

Bakanlıklar ve daireler arası bir tedbir planı oluşturan strateji paketi, çok sayıda federal ve eyalet makamı tarafından sağlanan ortak bir çalışma sonunda geliştirildi. Strateji paketi, bu alanda yetkili olan bütün merciler için bir çalışma temeli teşkil edecek olup içerdiği stratejilerin bundan böyle de devam ettirilerek geliştirilmesi öngörülmektedir. Strateji paketinin amacı, faaliyet kalitesinin iyileştirilmesi, organizasyonel geliştirmelerin sağlanması, bakanlıklar ve daireler arası işbirliğinin optimize edilmesi ve aralarında sağlıklı bir koordinasyon sağlanmasıdır.

Bu çalışmalar özellikle mali olmayan sektör için de geçerli olup bu sektöre ilişkin risk temelli denetimin güçlendirilmesi planlanmaktadır. Yükümlülere daha fazla destek sunabilmek için federal ve eyalet makamları arası işbirliği de pekiştirilecektir.

Sterne und Paragraphensymbol auf Dialograhmen

Kara Para Aklama İle Mücadele Kanunu üzerinde yapılan değişiklikler yürürlüğe girdi

01.01.2020 tarihinde Kara Para Aklama İle Mücadele Kanununun şimdiki yeni şekli yürürlüğe girdi. Bunun için 23 Haziran 2017 tarihli kanun metni, üzerinde değişiklik yapan kanun ile 12 Aralık 2019 tarihinde değiştirildi. Bu yasa değişikliğinin amacı ise, 4. AB Kara Para Aklamayı Önleme Direktifine ilişkin Değişik Direktifin (EU 2018/843) uygulanmasını sağlamaktır. Yapılan değişikle aynı zamanda yükümlüler için de bazı önemli değişiklikler getirildi. Bu yenilikleri web sitemizde okuyabilirsiniz. Web sitemizin download bölümünde bulunan bilgilendirme kılavuzları diğer eyalet bakanlıkları ile koordineli olarak güncellenmekte olup yakın gelecekte tüm eyaletlerde aynen geçerli olan metinlerle yayımlanacaktır.

Logo Nationale Risikoanalyse

Federal Maliye Bakanlığı Ulusal Risk Analizi’ni yayımladı

Alman devleti Aralık 2017 tarihinde birinci Kara Para Aklama ve Terörizmin Finansmanı Alanında Ulusal Risk Analizi çalışmasını hayata geçirdi. Bu ulusal çalışmaya Federal Maliye Bakanlığının öncülüğünde olmak üzere federal devlet ve eyaletler düzeyinde toplam 35 makam katıldı.

Ulusal Risk Analizinin amacı, kara para aklama ve terörizmin finansmanı ile mücadele kapsamında bilinmesi gereken mevcut ve gelecek risklerin teşhis edilerek azaltılmasıdır. İster kamu sektörü ister özel sektöre ait tüm aktörlerin risk bilincinin gitgide netleştirilmesi ve bilgi alışverişinin daha da pekiştirilmesi amaçlanmaktadır.

Yapılan bu risk analizinde, lara para aklamayı ve terörizmin finansmanını amaçlayan eylemlerin en büyük risk oluşturduğu alanlar şöyle tanımlandı: anonim olarak işlem yapma imkânları, emlak sektörü, bankacılık sektörü (özellikle muhabir bankacılık işlemleri ve uluslararası kara para aklama eylemleri), nakit para kullanımının yoğun olduğu sınır ötesi faaliyetler ve finansal transfer işlemleri.

Kara Para Aklama İle Mücadele Kanununa göre yükümlü konumunda olanlar bu Ulusal Risk Analizi’nin sonuçlarını, Kara Para Aklama İle Mücadele Kanununun 5. maddesi 1. fıkrasının 2. cümlesi gereğince bundan böyle kendi risk analizlerinde de dikkate almak zorundadırlar. Bu hususların yasama organları tarafından da dikkate alınması öngörülmektedir.

Sirene auf Dialograhmen

Kuyumcularda yapılan kontrol operasyonu başarıyla tamamlandı

Vergi Soruşturma Birimi (Steuerfahndung), Ticari ve Sınai İşletmeler Denetimi Dairesi (Gewerbeaufsicht) ve Asayiş Şube Müdürlüğü (Schutzpolizei) görevlilerinin 27.03.2019 tarihinde yaptıkları ortak operasyon kapsamında altı kuyumculuk işyerinde kontrol yapıldı. Kuyumcular ticari mal satıcıları olarak, Kara Para Aklama İle Mücadele Kanununun 2. maddesi 1. fıkrasının 16. bendi gereğince Kara Para Aklama İle Mücadele Kanununda belirlenen yükümlülüklere de tabidirler. Yapılan operasyonda bu hükümlere uyulup uyulmadığı kontrol edildi. Bu bağlamda, Kara Para Aklama İle Mücadele Kanununun öngördüğü yükümlülüklerin ancak kuyumcunun 10.000 € ve üzeri nakit para kabul etmesi veya kabul edebileceğini belirtmesi durumunda doğacağını bilmek gerekir.

Kuyumculara, Kara Para Aklama İle Mücadele Kanunundaki hususlar hakkında bilgi sahibi olup olmadıkları sorularak kendilerine yasaya göre bulunan yükümlülükleri açıklanıp bilgi broşürleri verildi. Vergi Soruşturma Birimi görevlileri, yazar kasası olan kuyumcuların kasalarını elektronik olarak okuyarak muhasebe işlemlerinde bazı eksiklikler tespit etti. Ticari ve Sınai İşletmeler Denetimi Dairesi görevlileri tarafından da Mal ve Hizmet Fiyatlarının Belirtilme Şekli Hakkında Yönetmeliğe (Preisangabenverordnung) aykırılık oluşturan bazı eksiklikler tespit edildi.

Kontrole tabi tutulan kuyumculardan biri hakkında, yetkili makama Kara Para Aklama İle Mücadele Kanununa göre risk analizi sunmasına karar verildi. Kuyumcuların fiilen hangi miktarda nakit para kabul edildiğine dair beyanları üzerine başlatılan soruşturma kapsamında vergi müşavirlerinden gerekli dosyalar istendi ve bunların değerlendirilmesine başlandı.

EU-DSGVO vs GwG auf Dialograhmen

Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Yönetmeliği (DSGVO) ile Kara Para Aklama İle Mücadele Kanunu arasında yasa çatışması var mı yok mu?

Kara Para Aklama İle Mücadele Kanunu gereğince her yükümlü müşterilerinin kimliğini tespit etmek zorundadır. Kara Para Aklama İle Mücadele Kanununun 8. maddesine göre yükümlüler, müşterilerinin kimlik belgelerinin tam fotokopilerini çekmek veya tarayıcı ile tarayarak elektronik olarak saklamakla yetkili ve yükümlüdürler.

Peki bu işlem Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Yönetmeliğine aykırı mıdır? Kara Para Aklama İle Mücadele Kanunun 8. maddesi 4. fıkrasında belirtildiği gibi bu fotokopi ve kayıtları beş yıl süreyle saklayabilir miyim? Eğer emlakçı isem, müşterimle olan ilişki herhangi bir sözleşme imzalanmadan kesilse bile bu belgeleri saklayabilir miyim?

Evet, bunu yapmanızda herhangi bir yasal sakınca yoktur, hatta bunu yapmak zorundasınız. Kara Para Aklama İle Mücadele Kanununda belirlenen kayda alma zorunluluğu ile kişisel bilgileri koruma (veri koruma) hükümleri arasındaki yasa çatışması yıllarca tartışmalara neden olmuştur. 2017 yılında tasarlanan yeni Kara Para Aklama İle Mücadele Kanunu ile işte bu soruna çözüm getirilmiştir.

Kimlik bilgilerini toplama yükümlülükleri konusunda Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Yönetmeliği ile oluşturulan istisna uygulamalarına göre, Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Yönetmeliğinin 6. maddesi 1 c) fıkrası gereğince “veri sorumlusu” olan tarafın hukuki bir yükümlülüğü yerine getirebilmesi için gerektiği hâllerde kimlik bilgileri hukuka uygun olarak toplanıp işlenebilir. Bu yasa maddesinde sözü geçen yasal yükümlülük ise Kara Para Aklama İle Mücadele Kanunu ile getirilmiş bulunmaktadır. Ancak, kimlik belgeleri üzerindeki bilgilerin bir kâğıda ya da sisteme aktarılması yeterli olmayıp kimlik belgelerinin fotokopisinin çekilmesi veya tarayıcı ile taranarak elektronik ortamda saklanması zorunludur. Aynı hüküm saklama süreleri için de geçerlidir. Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Yönetmeliği bu noktada “kimlik bilgileri sahibinin sildirme hakkı” ile ilgili bir istisna kuralı getirmiş olup Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Yönetmeliğinin 17. maddesi 3 b) fıkrası gereğince, bilgi işlem uygulamaları (ve dolayısıyla saklama işlemi de) hukuki bir yükümlülüğü yerine getirebilmek için gerekliyse veya kamu yararını ilgilendiren bir görev ifa ediliyorsa sildirme hakkı ortadan kalkar. Burada bahsi geçen “hukuki yükümlülük” ise Kara Para Aklama İle Mücadele Kanununun 8. maddesi 4. fıkrasındaki zorunluluk olup bu yasa maddesinde beş yıllık bir saklama süresi belirlenmiştir. Böylece, bu veriler ancak bu sürenin bitiminden sonra silinebilir, hatta bu süre sonunda silinmeleri zorunludur.